Efendi kelimesi nereden geldi ?

Umut

New member
Burada kadın deneyiminin ayrıca dikkate alınması gereken bir yönü var. “Efendi” tarih boyunca sadece erkekler için kullanılmamıştır. Osmanlı toplumunda “kadınefendi” ve “hanımefendi” gibi kullanımlar da ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla kelimeyi yalnızca erkek egemen bir unvan şeklinde değerlendirmek de eksik kalır.

Ancak “hanımefendi” ile “beyefendi” ifadelerinin ortaya çıkış biçimleri, kadın ve erkeklerin toplumdaki konumlarının tamamen aynı olduğu anlamına gelmez. Unvanın kendisi cinsiyetler arasında kullanılabilir hale gelirken, o unvanın içinde bulunduğu toplumsal roller farklı kalabilir.

Bu nedenle kadınların “efendi” kelimesine toplumsal cinsiyet, saygınlık ve güç ilişkileri açısından bakması, kelimenin yalnızca sözlük anlamından daha geniş bir tarihsel alanı görmemizi sağlayabilir.

Peki gerçekten erkekler objektif, kadınlar duygusal mı?

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta var: “Erkekler objektiftir, kadınlar duygusaldır” şeklindeki kesin bir ayrım bilimsel açıdan savunulamaz.

Janet Shibley Hyde'ın American Psychologist dergisinde yayımlanan ve 46 meta-analizi inceleyen çalışması, kadınlarla erkeklerin psikolojik özelliklerinin büyük bölümünde birbirine oldukça yakın olduğunu ortaya koyuyor. Hyde'ın “Gender Similarities Hypothesis” yaklaşımına göre cinsiyet farklılıklarının çoğu küçük düzeydedir ve farkların büyüklüğü yaşa ve bağlama göre değişebilir.

Dolayısıyla forum tartışmasında “erkekler veriye, kadınlar duyguya bakar” şeklinde kesin bir hüküm vermek yerine daha incelikli bir soru sormak gerekiyor:

İnsanların aynı kelimeyi farklı yorumlamasında cinsiyetten çok eğitim, meslek, yaş, sosyal çevre ve kişisel deneyimler etkili olabilir mi?

Bence büyük ölçüde evet.

Tarih eğitimi almış bir kadın “efendi” kelimesini öncelikle Osmanlı idari sistemi açısından değerlendirebilir. Sosyoloji okuyan bir erkek ise kelimenin güç ve statü ilişkileri üzerindeki etkisini öne çıkarabilir. Dilbilimci bir kadın doğrudan ses değişimlerine ve Yunanca köke odaklanabilir. Tarih meraklısı bir erkek ise kelimenin Osmanlı belgelerindeki kullanım sıklığını araştırabilir.

Yani “kadın bakışı” ve “erkek bakışı” çoğu zaman biyolojik bir kaderden ziyade farklı deneyimlerin sonucu olabilir.

Duygu ve toplumsal deneyim neden yine de önemli?

Bununla birlikte, kadınların sosyal ve duygusal boyutlara daha fazla dikkat çekebildiği yönündeki gözlemin tamamen temelsiz olduğunu söylemek de doğru olmaz.

Örneğin empati üzerine yapılan araştırmalarda kadınların öz-bildirim ölçeklerinde daha yüksek puanlar verme eğilimi birçok çalışmada görülüyor. Ancak konu burada bitmiyor. 2018 tarihli ve 179.546 katılımcıyı kapsayan bir meta-analiz, cinsiyet ile empati arasında anlamlı bir ilişki bulurken bu ilişkinin ölçüm aracına ve yaşa göre değiştiğini gösterdi. Özellikle duygusal empatiyi ölçen araçlar daha belirgin farklılıklar ortaya çıkarabiliyor.

Daha da ilginci, 10.802 kişinin katıldığı geniş bir çalışmada deneysel empati ölçümlerindeki cinsiyet farklarının çok küçük olduğu, buna karşılık kadınların öz-bildirimlerde kendilerini daha empatik değerlendirdiği görüldü. Araştırmacılar bunun ölçüm yöntemleri ve toplumsal cinsiyet beklentileriyle ilişkili olabileceğini belirtiyor.

Bu bulgu “kadınlar daha duygusaldır” demekten çok daha ilginç bir sonuç veriyor:

İnsanların kendilerini nasıl tanımladıkları ile laboratuvar ortamında nasıl davrandıkları aynı şey olmayabilir.

Bu ayrımı “efendi” kelimesine uyguladığımızda da benzer bir sonuç çıkıyor. Bir kişi kelimeyi “saygın erkek” olarak algılayabilir; başka biri ise “otorite sahibi kişi” olarak yorumlayabilir. Bir başkası “efendim” kelimesinin nezaketini ön plana çıkarabilir.

Aynı kelimenin farklı insanlarda farklı çağrışımlar oluşturması, dilin sosyal bir sistem olmasının doğal sonucudur.

“Efendi” kelimesi güç mü anlatıyor, saygı mı?

Bence tartışmanın en ilginç noktası burası.

“Efendi” kelimesinin eski anlam alanında “sahip” ve “efendi” kavramları bulunuyor. Bu açıdan bakıldığında güç ilişkisi açıkça görülüyor. Ancak Osmanlı dönemindeki kullanımına geldiğimizde kelime yalnızca iktidarı değil, eğitim ve saygınlığı da ifade etmeye başladı.

Bu iki anlam birbirinden tamamen farklı değil.

Çünkü geleneksel toplumlarda bilgi, makam ve sosyal statü birbirinden kolayca ayrılmıyordu. Eğitimli kişi yalnızca bilgi sahibi değil, aynı zamanda toplum içinde belirli bir konuma sahipti. Devlet görevlisi yalnızca iş yapan biri değil, devlet otoritesini temsil eden kişiydi.

Dolayısıyla “efendi” kelimesinin zaman içinde “sahip” anlamından “saygın kişi” anlamına doğru genişlemesi, toplumsal statünün nasıl yeniden tanımlandığını da gösteriyor.

Bir başka deyişle kelime yumuşamış gibi görünse de hiyerarşi tamamen ortadan kalkmamıştı.

“Efendim” bugün son derece nazik bir ifade olabilir. Fakat kelimenin tarihsel arka planında “ben ve sen” arasındaki konum farklarını ifade eden daha güçlü bir anlam katmanı bulunuyor.

“Efendi” ile “bey”, “ağa” ve “paşa” aynı şey miydi?

Hayır. Bunları eş anlamlı kabul etmek yanıltıcı olur.

Osmanlı toplumunda “bey”, “ağa”, “paşa” ve “efendi” farklı dönemlerde ve farklı sosyal bağlamlarda farklı işlevler üstlendi. “Paşa” daha yüksek idarî ve askerî makamlarla ilişkilendirilebilirken, “ağa” farklı sosyal ve idarî bağlamlarda kullanılabiliyordu. “Efendi” ise özellikle eğitimli, bürokratik, dinî veya entelektüel çevrelerle güçlü bir ilişki geliştirdi.

Nitekim Tanzimat sonrasında kelimenin kullanım alanı da değişti. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre bu dönemde “efendi” daha çok okur-yazarlar ve mektep talebeleri için kullanılan bir hitap haline geldi. Meclis-i Mebusan döneminde milletvekillerine “efendi” veya “bey” denilebiliyor, meclis başkanları üyelere “efendiler” diye hitap ediyordu. Bu kullanım daha sonra TBMM'de de devam etti.

Bu nedenle “efendi” kelimesinin tarihini yalnızca saray veya aristokrasi tarihi olarak görmek de doğru değildir. Kelime zamanla eğitimli şehirli kesimin kimliğinin bir parçası haline gelmiştir.

1934’te neden resmî unvan olmaktan çıktı?

Cumhuriyet döneminde unvanların sadeleştirilmesiyle “efendi” de resmî statü belirten bir unvan olmaktan çıkarıldı. TDV İslâm Ansiklopedisi, 26 Kasım 1934 tarihli 5290 sayılı kanunla “efendi”nin “ağa”, “bey” ve “paşa” gibi unvanlarla birlikte resmî unvan olarak kaldırıldığını belirtiyor.

Fakat kelime günlük hayattan kaybolmadı.

Tam tersine “beyefendi”, “hanımefendi”, “efendim” gibi biçimleri yaşamaya devam etti. Bu da dilde önemli bir ayrımı gösteriyor:

Bir kelime resmî statüsünü kaybedebilir ama kültürel anlamını kaybetmeyebilir.

Bugün birine “efendi” dediğimizde Osmanlı dönemindeki resmî unvanı vermiyoruz. Fakat kelime hâlâ terbiyeli, sakin, saygılı veya ağırbaşlı bir kişi imajı oluşturabiliyor.
 
Üst